nurfelak-halidbinvelid

 

HÂLiD BiN VELiD

HÂLiD BiN VELiD

Allahin kilici lâkabi ile taninan kumandan Sahâbî:(Seyfullah)
HÂLiD BiN VELiD

 

Hâlid bin Velid, Kureys arasinda süvâriligi ve askerligi ile taninirdi. Bedir ve Uhud savaslarinda henüz Müslüman olmadigindan düsman birliklerinden birinin kumandaniydi. Hudeybiyede de düsman tarafinda idi.
Kardesi Velid, Bedirde esir edildi. Fidye karsiliginda serbest birakilip, Mekkeye dönünce, îmâna geldi ve tekrar Medîneye döndü. Oradan, Hz. Hâlid bin Velid?in Müslüman olmasi için, tesvik edici mektuplar gönderdi. Resûlullah efendimiz de tesvik edici sözler söyledi.

Islâma meyli artti

Hâlid bin Velid, Peygamber efendimizin sözlerini haber alinca, Islâma meyli artti. Peygamberimizin yanina gitmek için hazirlandi. Bu durumu kendisi söyle anlatiyor:

"Allahü teâlâ, benim hayrimi diledigi zaman, kalbime Islâmiyet sevgisini düsürdü. Beni, hayir ve serri anlayacak hâle getirdi. Kendi kendime dedim ki:

- Ben, Muhammede karsi her savas yerinde bulundum. Bulundugum savas yerlerinden hiçbiri yoktur ki, dönerken, aykiri ve yanlis bir is üzerinde bulundugumu ve Muhammedin, muhakkak gâlip gelecegini içimde sezmis olmayayim!

Resûlullah efendimiz, Hudeybiyeye çikip geldigi zaman, ben de, müsrik süvârilerinin basinda yola çiktim. Usfan?da, Resûlullah efendimizle Eshâbina yaklasip gözüktüm. Resûlullah efendimiz, bizden emîn bir sûrette Eshâbina ögle namazini kildiriyordu. Üzerlerine, birden baskin yapmayi düsündükse de, gerçeklesmedi. Böyle olmasi da, hayirli oldu.

Resûlullah efendimiz, kalbimizden geçenleri sezmis olmali ki, ikindi namazini, Eshâbina korku namazi olarak kildirdi. Bu, bana çok tesir etti. Kendi kendime, Bu zât, herhâlde, Allah tarafindan korunuyordur? dedim. Mekkeye döndügümde, çesitli düsünceler içinde bocaliyordum.

Ertesi sene, Resûlullah efendimiz umre için Mekkeye gelip girince, Ondan gizlendim. Kendisinin Mekkeye girisini görmedim.

Üstün tutardik

Kardesim, Velid bin Velid de umre için gelip Mekkeye girmisti. Beni arayip bulamayinca, bana bir mektup yazmis ve mektubunda söyle demisti:

(Dogrusu, ben, senin Islâmiyetten böyle tedirgin olmak ve yüz çevirip gitmekteki görüsün kadar sasilacak bir görüs görmedim! Hâlbuki, egri yola gitmekten seni alikoyacak bir aklin da var! Aklini kullansan ya! Islâmiyet gibi bir dîni, kim bilmez ve tanimaz olabilir?!

Resûlullah efendimiz, seni, bana sordu. "Hâlid nerededir?" dedi. Ben de, "Allah, onu getirir" dedim. Resûlullah efendimiz bunun üzerine buyurdu ki:

- Onun gibi bir adam, Islâmiyeti bilmez ve tanimaz olabilir mi? Keske o, bütün savas ve çabalarini Müslümanlarin yaninda, müsriklere karsi gösterseydi, kendisi için ne kadar hayirli olurdu! Biz, kendisini baskalarina tercih eder, üstün tutardik!

Ey kardesim! En elverisli, en yararli yerlerde kaçirmis bulundugun firsatlara acele yetis!)

Bana, kardesimin bu mektubu gelince, gitmek için, acele ettim. Islâmiyete olan istegim de artti. Resûlullah efendimizin söyledikleri ise, beni çok sevindirdi, ferahlatti.?

Hâlid bin Velid söyle anlatir: Kardesimin mektubu bana ulasinca, Müslüman olma arzûsu bende çok kuvvetlendi. Gitmek için acele ediyordum. Resûlullahin söyledikleri beni çok sevindirmisti. O gece uyurken, rüyâmda sikintili dar ve çöl gibi susuz yerlerden, yemyesil genis ve ferah bir yere çikmistim. Medîne?ye varinca, bu rüyâmi Hz. Ebû Bekir?e anlatip, tâbirini ondan sormaya karar verdim.

Bana kim arkadas olabilir?

Ben Resûlullaha gitmek için hazirlanirken, Acaba oraya giderken bana kim arkadas olabilir diye düsünüyordum. Safvân bin Ümeyye?ye rastladim. Vaziyeti ona anlattim. O teklifimi reddetti. Daha sonra Ikrime bin Ebû Cehile rastladim. O da ayni sekilde dâvetimi reddedince, evime gittim. Hayvanima binip, Osman bin Talha?nin yanina gittim.

Ona da ayni sekilde, Müslüman olmak üzere, Peygamberimize gidecegimi, kendisinin de gelmesini söyledim. Tereddütsüz kabul etti ve ertesi günü seher vakti beraberce yola çiktik. Hadde denilen yere vardigimizda, Amr bin Âs ile karsilastik. O da Müslüman olmak için Medîneye gidiyordu.

Hep beraber Medîneye vardik. Elbisenin en güzelini giyip, Resûlullah efendimizle görüsmeye hazirlandim. O sirada kardesim Velid geldi ve dedi ki:

- Acele et! Çünkü Peygamberimize sizin geldiginiz haber verilmis ve O da çok sevinmistir. Simdi sizi bekliyor.

Ben de acele ile O yüce Peygamberin huzuruna vardim. Gülümsüyordu. Selâm verip dedim ki:

- Allahtan baska ilâh olmadigina ve senin de Allahin Peygamberi olduguna sehâdet ediyorum.

- Sana hidâyet veren, dogru yolu gösteren Allaha hamd olsun. Senin akilli oldugunu biliyor, bunun, er veya geç seni selâmet ve hayra ulastiracagini umuyordum.

Günahlarini bagisla!

Sonra günahlarimin affi için, Allahü teâlâya duâ etmesini istedim. Resûlullah efendimiz de buyurdu ki:

- Islâmiyet, kendisinden önce islenmis olan günahlari söküp atar.

Sonra da ellerini açarak duâ buyurdular:

- Yâ Rabbî! Hâlid?in, kullarini, senin yolundan çevirmek için gösterdigi bütün çabalarindan ileri gelen günahlarini bagisla!

Peygamber efendimiz, bana, kendi evinin yaninda bir yer verdi. Beni savasta hep süvâri birliklerinin basina kumandan tâyin etti. Daha sonra Mekke?de iken gördügüm rüyâyi Hz. Ebû Bekir?e anlattim. O da buyurdu ki:

- Görmüs oldugun o ferahlik yer, Allahü teâlânin, seni, müsriklikten Islâmiyete erdirmesidir.

Hz. Hâlid bin Velid?in Müslüman olmasi, hicretin sekizinci yilinda oldu. Müslüman olduktan sonra Medînede yerlesti.

Hz. Hâlid bin Velid, Müslüman olduktan sonra, ilk olarak Mûte gazâsinda bulundu. Islâm askeri Mûteye hareket ederken, Peygamber efendimiz buyurdu ki:

- Cihâda çikacak olan su insanlara Hz. Zeyd bin Hârise?yi kumandan tâyin ettim. Eger o sehîd olursa, yerine Ca?fer bin Ebî Tâlib geçsin. O da sehîd olursa, yerine Abdullah bin Revâha geçsin. Eger o da sehid olursa, aranizda münâsip gördügünüz birini seçip, ona tâbi olursunuz.

Birini kumandan seçin!

Mûte harbi basladi. Siddetli çarpisma olurken; Hz. Zeyd bin Hârise, Hz. Cafer ve Hz. Abdullah bin Revâha sirasiyla sehîd oldular. Sonra sancak Hz. Sâbit bin Akrem?e verildi. O, sancagi bir yere dikip, mücâhidleri yanina çagirdi. Herkes toplaninca dedi ki:

- Aranizdan birini kendinize kumandan olarak seçiniz ve ona tâbi olunuz!

Ona dediler ki:

- Biz seni kumandan seçtik.

Bunun üzerine, Ben bu isi yapamam dedi ve Hz. Hâlid bin Velide dönerek dedi ki:

- Yâ Hâlid! Senin savas tecrüben, askerî bilgin, askeri heyecanlandirarak harekete geçirmen benden fazladir. Sancagi acele al! Savas devam ederken bu islerle oyalanmamiz bizim aleyhimize oluyor!

Böylece Hz. Hâlid bin Velid sancagi aldi. Aksam vakti yaklasmis idi. Günes batincaya kadar pek müthis çarpisti. Onun bu mahâretine kâfirler bile sasirdilar. Aksam oldu. Sabahleyin tekrar saldirilacakti.

Hz. Hâlid bin Velid, sasilacak derecede askerî dehâya ve savas tecrübelerine sahip bir kahramandi. Sabah olunca, Islâm askerinin düzenini degistirdi. Sag taraftakileri sol tarafa, sol taraftakileri sag tarafa, ön taraftakileri arka tarafa ve arka taraftakileri ön tarafa aldi.

Rum askerleri, daha önce tanimis olduklari kisilerle karsilasmayinca, hepsi birden sasirdilar. Demek ki, bunlara yardimci kuvvetler gelmis diyerek korkuya kapildilar.

Hz. Hâlid bin Velidin kumandasindaki mücâhidler, Rum askerlerinin morallerinin bozulmasindan istifade edip, hücûma geçtiler. Üç bin kisilik Islâm askeri, Herakliusun yüzbin kisilik ordusunu bozguna ugratti.

Basarinin sirri

Baskumandan Hz. Hâlid bin Velidin elinde, o gün dokuz kiliç parçalandi. Rum askerinin çogu kiliçtan geçirildi. Peygamber efendimiz, Hz. Hâlid bin Velid?in, bu fevkalâde basarisini haber aldigi zaman, onu ?Seyfullah = Allahin kilici? lâkabi ile sereflendirdi.

Hâlid bin Velîd hazretleri, basinda sarigi arasinda bir sakal-i serîf tasirdi. Bunu tasidigi her muhârebede zafer kazanirdi.

Bütün savaslarda muzaffer olmasinin sebebini sorduklarinda, sarigini çikarip, içindeki mübârek sakal-i serîfi gösterir ve onun sayesinde zafer kazandigini söylerdi.

Peygamber efendimiz Hz. Hâlid bin Velid?i Benî Huzeyme kabîlesini Islâma dâvet için gönderdi. Onlarla anlasma yapti. Hicretin onuncu senesinde, yine Hz. Hâlid bin Velid?i, Hâris bin Kâb ogullarina gönderdi. Peygamber efendimiz, ilk üç gün kiliç kullanilmamasini tenbih etmisti. Bunun için Hz. Hâlid bin Velid, tatlilikla isi halletti ve onlar da Islâmi kabul ettiler.

Allaha hamd ederim

Hz. Hâlid bin Velid, Hâris bin Kâb ogullarinin Islâma gelmesi üzerine, Peygamber efendimize bir mektup gönderdi. Bu mektup söyledir:

"Bismillâhirrahmânirrahîm. Hâlid bin Velid tarafindan, Allahü teâlânin Resûlü Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma, Esselâmü aleyke yâ Resûlallah!

Kendisinden baska ilâh olmayan Allahü teâlâya hamd ederim. Yâ Resûlallah, beni, Hâris bin Kâ?b Kabîlesine gönderdiniz. Onlarla üç gün savasmamami ve onlari Islâma dâvet etmemi, Müslüman olurlarsa, aralarinda kalmami ve Islâmin esaslarini, Allahü teâlânin kitabini ve Resûlünün sünnetini ögretmemi, eger Müslüman olmazlarsa savasmami emir buyurmustunuz.

Ben de, emr-i serîfleriniz üzere hareket ederek, Hâris bin Kâ?b ogullarina üçgün nasîhat edip, Islâmi teblig ettim.

Süvârilerim, Ey Benî Hârisler! Selâmete ermek isterseniz, Müslüman olunuz!? diye onlari Islâma dâvet ettiler. Onlar, hiç çarpismadan Müslüman oldular. Ben de onlara, Allahü teâlânin emirlerini, Resûl aleyhisselâmin sünnet-i serîflerini ögrettim.

Yâ Resûlallah! Bundan sonra, nasil hareket etmem gerektigi hakkinda ikinci bir emr-i serîfiniz gelinceye kadar burada bekleyecegim. Esselâmü aleyke yâ Resûlallah.

Peygamber efendimiz de, Hz. Hâlid bin Velidin mektubuna söyle cevap yazdirdilar:

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allahü teâlânin Resûlü Muhammed aleyhisselâmdan, Hâlid bin Velid?e, Esselâmü aleyke Yâ Hâlid! Allahü teâlâya hamd ederim. Benî Hâris bin Kâ?blilarin kendileriyle çarpismaniza ihtiyaç kalmadan Müslüman olup, Allahü teâlânin birligine ve Muhammed?in, O?nun kulu ve Resûlü olduguna sehâdet ettiklerini ve hidâyete kavustuklarini haber veren mektubunu elçiniz bana getirdi.

Âhiret azâbiyla korkut!

Allahü teâlânin ve Resûlünün emirlerine göre hareket ederlerse, onlari âhiret nîmetleriyle müjdele! Eger aykiri hareket ederlerse âhiret azâblariyla korkut! Sonra buraya gel! Onlarin elçileri de seninle beraber gelsin!

Vesselâmü aleyke ve rahmetullahi ve berekâtühü."

Hz. Hâlid bin Velid, Peygamber efendimizin vefâtlarindan sonra, Hz. Ebû Bekir devrinde ortaya çikan ve Peygamberlik iddiasinda bulunan bâzi kimseler üzerine yürüdü. Bunlardan Tuleyha ve avânesini öldürdü ve Ayniye bin Husayni yakalayip Medîneye getirdi.

Yemâmede Müseylemet-ül-Kezzabin ordusunu dagitti. Bu muharebede Müseylemenin ordusundan 20 bin kisi, Müseyleme de Hz. Vahsî tarafindan öldürüldü. Islâm ordusundan 2000 asker sehîd oldu.

Hâlid bin Velid, Peygamber efendimizin vefâtindan sonra mürted olanlarla ve zekât vermek istemeyenlerle ugrasti.

Hâlid bin Velid, Hz. Ebû Bekir tarafindan, Islâmin yayilmasi için, Irak tarafina gönderildi. Muzar muharebesinde 30.000 Iran askeriyle çarpisti. Galip geldi. Çogunu nehre döktü. Iranli kumandan Hürmüzle müthis çarpismalar oldu.

Hz. Hâlid bin Velid?in kumandanlarindan Hz. Ka?ka bin Amr fevkalâde kahramanliklar gösterdi ve kalin zincirlerle yapilmis istihkâmlari kirdi. Iran ordusuna karsi muzaffer oldular.

Hz. Hâlid bin Velid, Kesker?de, Iranin büyük bir ordusunu âni gece baskiniyla hezimete ugratti. Iran kumandani, kederinden öldü. Hz. Hâlid bin Velid, Eliste de Iranlilarla yapilan savasta, gösterdigi kahramanliklarla askerini costurdu. Bu savasta da gâlip geldi.

Islâma dâvet ediyorum

Hâlid bin Velid, Hîre üzerine yürüdü. Kaleyi kusatti. Görüsmek üzere bir kimse istedi. Hîreliler dediler ki:

- Öldürmezseniz göndeririz!

Hz. Hâlid bin Velid öldürmeyeceklerini söyleyince, Abdülmesih bin Hayyam ile Hîre vâlisi, Hz. Hâlid?in huzuruna geldiler. Hz. Hâlid onlara dedi ki:

- Sizi Allaha ve Islâma dâvet ediyorum. Eger Müslüman olursaniz, Müslümanlara âit olan haklara sâhip olursunuz ve Müslümanin yapacagi vazifeleri de yaparsiniz. Bunu kabul etmezseniz, cizye verirsiniz. Bunu da kabul etmezseniz, sizin yasamaya karsi olan hirsinizdan daha fazla sehîd olmaya karsi istekli olan bir orduyla geldim.

Bunlari söylerken Abdülmesih?in elinde bir sise görerek, sisedekinin ne oldugunu sordu. Abdülmesih söyle cevap verdi:

- Yâ Hâlid! Bu zehirdir. Eger sen, bizim arzûlarimiza uygun bir anlasma yaparsan ne âlâ. Milletimin arzûlarina uygun olmayan bir anlasma ile gitmektense, bu zehiri içerek hayatima son verecegim.

Hâlid bin Velid, zehiri Abdülmesihin elinden aldi ve Bismillâhillezî lâ yedurru maasmihi seyün filerdi velâ fissemâi ve hüves-semîul-alîm" diyerek sonuna kadar içti.

Cizye vermeye haziriz!

Abdülmesih ve Hîre vâlisi, Hâlid bin Velid?i hemen ölecek diye bos yere beklediler. Sonra Abdülmesih ve vâli anlasma sartlarini görüsmek üzere kaleye girdiler. Halk onlari merakla bekliyordu. Abdülmesih onlara dedi ki:

- Ben, kendilerine zehir tesir etmeyen bir kavmin yanindan geliyorum.

Sonra kavmiyle istisâre edip, tekrar Hz. Hâlid bin Velid?in yanina gelerek dedi ki:

- Biz, sizinle harp edemeyiz, fakat dîninize de giremeyiz! Size cizye vermeye haziriz!

Bundan sonra, 90 bin dinar üzerinden sulh anlasmasi yaptilar.

Hz. Hâlid bin Velid buralari emniyet altina aldiktan sonra, Anbar kalesini muhasara etti. Sulh yoluyla sehri ele geçirdi. Bundan sonra, Mehran?in, Müslümanlarla savasmak üzere Aynüttemrde hazirlik yaptigini haber aldi. Üzerine giderek bu kaleyi de fethetti.

Hz. Hâlid bin Velid, Hîrelilerle yaptigi sulhnâmeyi bitirince, Iran hükümdarina ve erkânina bir mektup yazdi. Bu mektup aynen söyledir:

"Bismillâhirrahmânirrahîm. Hâlid bin Velid?den, Rüstem, Mihran ve Acem reislerine.

Selâm, hidâyete kavusanlara olsun! Allahü teâlâya hamdederim. O?nun kulu ve Resûlü olan Muhammed aleyhisselâma salâtü selâm olsun.

Yaptiginiz bütün çalismalarinizi dagitan, toplulugunuzu parçalayan, sözlerinizde sizi ihtilâfa düsüren, gücünüzü, kuvvetinizi zayiflatan, mülk ve hâkimiyetinizi elinizden alan Allahü teâlâya sonsuz sükürler olsun.?

Firat?a yöneldi

Bu mektubu, Iran?a gönderilmek üzere Hîrelilere teslim etti.

Hz. Hâlid bin Velid, bundan sonra, yavas yavas Firat tarafina ilerledi. Burasi, asker sevkiyati için çok mühim bir mevki idi. Firat nehri kenarinda, gayri müslim Araplar, Rumlar ve Iranlilarin müsterek ordusu ile çetin bir muharebe oldu. Bu büyük zaferin elde edilmesi ile Irak?in her tarafi Müslümanlarin hâkimiyetine girmis oldu.

Bundan sonra, Halîfe Hz. Ebû Bekir, Hâlid bin Velid?e, Sam tarafina hareket etmesini emretti. Bunun üzerine Hâlid bin Velid hazretleri, derhal yola çikti. Birçok yerleri ele geçirerek Busraya ulasti. Busralilar, Müslüman ordusu karsisinda aman dilediklerinden, onlarla cizye ve haraç vermek sartiyla sulh yapildi. Böylece Busralilar can ve mallarini teminat altina aldilar.

Bu Islâm ordusu, Ecnadeynde yapilan savasta da galip geldikten sonra, Sam civarina geldiler. Sehir üç taraftan kusatildi. Üç ay süren kusatmadan netice alinamadi. Sehirde bir gün, patriklerden birinin bir oglu dünyaya geldi. Halk her seyi unutup, bayram yapmaya basladilar.

Hâlid bin Velid geceleri uyumayip vaziyeti arastirirdi. Askerî dehâsi ve halkin bu zaafindan istifâde edip, ordusuna hücum emri verdi ve ordu sehre girdi. Fahl mevkiinde Rumlarla yapilan savasta, Rum ordulari perisan edilerek zafer kazanildi.

Sam?da yapilan ikinci karsilasmada, Rumlarin bütün ordulari yok edilinceye kadar savas devam etti. Arka arkaya yenilen Rumlar, Anadolu?da papazlar vasitasiyla köy köy dolasarak asker topladilar. Büyük bir Haçli seferi düzenlediler. 240 bin Rum askeri Yermük?te toplandi. Buna karsilik, 46 bin kisilik Müslüman ordusu vardi.

Yermük zaferi

Müslüman kumandanlar, Hâlid bin Velidi baskumandan seçtiler. Hâlid, ordusunu biner kisilik bölüklere ayirdi. Her bölüge kumandanlar tâyin etti. Askerin mâneviyatini kuvvetlendiren konusmalar yaptiktan sonra, hücum emrini verdi. Bu savas, tarihte esine ender rastlanan kahramanliklara sahne oldu.

Rum kumandanlarindan Yorgi, Hz. Hâlid bin Velid?e gelip Müslüman oldu. O da kâfirlere karsi çarpismaya basladi ve sehîd oldu. Harbin siddetinden ögle ve ikindi namazlarini îmâ ile kildilar. Bu harpte Islâm kadinlari bile fevkalâde cenk ettiler.

Allahin kilici Hz. Hâlid, bütün gücü ile Haçli ordusunun merkezine yüklendi. Merkezdeki kuvvetlerini dagitinca, Rum ordusu kaçmaya basladi. Bu savasta kan gövdeyi götürdü. 100 binden ziyade Haçli askeri öldürüldü. Buna karsilik 3000 Müslüman sehîd oldu.

Hâlid bin Velid, 642 yilinda Humus?ta hastalandi. Yaninda silah arkadaslari vardi. Vefât edecegi sirada kilicini istedi. Kabzasini tutarak sefkatle oksadi. Sonra buyurdu ki:

- Nice kiliçlar elimde parçalandi. Iste bu benim ölümümü görecek olan son kilicimdir. Beni en çok üzen, hayati hep savas meydanlarinda geçip, yatak yüzü görmemis olan bu Hâlidin yatakta ölmesidir.

Garip olarak sehîd oldular

Resûlullahin hiçbir Eshâbi, rahat yataginda ölmedi. Ya savas meydanlarinda veya uzak beldelerde Dîn-i Islâmi yayarken garip olarak sehîd oldu.

Ah Hâlid! Sehîd olamayan Hâlid! Harp, benim etimi çigneyemedi. Sehîdlik mertebesi hariç elde etmedigim makam kalmadi. Vücûdumda bir karis yer yoktur ki, ya kiliç yarasi, ya bir ok yarasi veya bir mizrak yarasi olmasin.

Ömrü, Dîn-i Islâmi yaymak için savaslarda at kosturan kimsenin sonu, böyle yatak üzerinde mi olacak? Ölümü her zaman, harp meydaninda, atimin üzerinde, düsmana Allah için kiliç sallarken sehîd olarak beklerdim.?

Hz. Hâlid bundan sonra Yermük savasini hatirlayarak buyurdu ki:

- Ah Yermük günü! Insan kanlarinin vâdide sel gibi aktigi Yermük! Siddetli bir kiraginin oldugu gece, gökten bosanan yagmura karsi, kalkanimin altinda geceledigimi unutamiyorum. O gece Muhâcirlerden kurulu akinci birligimle baskin yapmak için sabahi zor etmistik.

Ah Yermük harbi! Üç bin yigitle, yüzbin kâfire karsi zafer kazandigimiz Mûteyi bile unutturdun!

Ey yakinlarim! Cihâda sarilin! Bu topraklar ancak cihâd etmekle korunabilir. Yermük, Rumlarla yaptigimiz ilk büyük savastir. Bundan sonra, daha nice savaslar birbirini takip edecektir. Sakin gaflete düsmeyin!

Simdi, kendimi at kisnemeleri arasinda, Allah Allah nidâlariyla insanlara dar gelen Yermük Vâdisinde hissediyorum. Vallahi Rabbimden, beni her gazâda diriltmesini ve o savasin hakkini vermeyi isterim.?

Beni ayaga kaldirin!

Hz. Hâlid biraz sustuktan sonra, Vasiyetimi bildiriyorum, beni ayaga kaldirin! deyince, ayaga kaldirdilar.

Beni birakiniz! Simdiye kadar hep tasidigim kilicim, artik beni tasisin? diyerek kilicina dayandi.

Bundan sonra, Ölümü, savastaymisim gibi ayakta karsilayacagim. Öldügüm zaman, atimi, savasta tehlikelere dalabilen bir yigide veriniz! Atim ve kilicimdan baska bir seye sahip olmadan ölecegim.

Mezarimi, bu kilicimla kaziniz! Kahramanlar kiliç sakirtisindan zevk alir? dedi ve yatagina düsüp Kelime-i sehâdet getirerek vefât etti.