![]() |
|---|
| HATiCE-TÜL KÜBRA |
|---|
HATiCE-TÜL KÜBRA
Peygamberimizin ilk hanimi:
HATiCE-TÜL KÜBRA
Hz. Hatice; güzelligi, mali, akli, iffeti, hayâsi ve edebi ile Arabistan'da büyük söhreti olan bir hanimefendi idi. Bu sebeple, her taraftan kendisine talip olan ve ragbet eden pek çok kimse vardi. Fakat gördügü bir rüya geregi, o hiç kimseye iltifat etmemisti.
Gerçeklesen rüya
Rüyasinda, gökten ay inip koynuna girmis, ayin nuru, koltugundan çikip, bütün âlemi aydinlatmisti. Sabahleyin, bu rüyayi, akrabasindan olan Varaka bin Nevfel'e anlatti. Varaka dedi ki:
- Ahir zaman Peygamberi, seninle evlenir ve senin zamaninda Ona vahiy gelir. Dininin nuru, âlemi doldurur. En önce iman eden sen olursun. O Peygamber, Kureysten ve Hasimogullarindan olur.
Hz. Hadice, bu cevaba çok sevindi ve o Peygamberin gelmesini beklemeye basladi. Hz. Hadice'nin ilmi, mali, serefi, iffeti ve edebi pek fazla idi. Ticaret ile ugrasan, devrin büyük tüccarlarindandi. Memurlari, katipleri ve köleleri vardi. Ticareti, adamlari veya ortaklik suretiyle yapardi.
Peygamber efendimiz yirmibes yaslarinda iken, Hz. Hadice, Sam'a ticaret kervani göndermek istiyordu. Bunun için de güvenilir birini ariyordu. Bunu isiten Ebu Talib, Hz. Hadice'ye giderek, yegeni olan Peygamber efendimizin bu isi yapabilecegini söyledi.
Bunun üzerine Hz. Hadice, Resulullah efendimizi, görüp konusmak üzere evine davet etti. Efendimiz tesrif edince, pek ziyade tazim ve hürmette bulundu. Peygamber efendimizin nezaketini, nezih ve pâk cemalini görüp hayran kaldi. Resulullah efendimize dedi ki:
- Dogru sözlü, güvenilir, emniyetli ve güzel huylu oldugunuzu biliyorum. Bu is için hiç kimseye vermedigim ücretin, kat kat fazlasini verecegim.
Sonra bu hizmette lazim olacak elbiseler vererek, kalb huzuru içinde ugurladi. Yanina kölesi Meysere'yi de verdi. Hz. Hadice validemiz, bilgili bir hiristiyan olan amcasinin oglu Varaka bin Nevfel'den, peygamberlik alametlerini ögrenmisti. Resulullah efendimizin bu ziyaretinde de, peygamberlik vasiflarini üzerinde teshis etmisti. Bu sebeple Meysere ismindeki kölesine dedi ki:
- Kervan Mekke'den ayrilacagi zaman, devenin yularini Muhammed aleyhisselamin eline ver ki, Mekkeliler herhangi bir dedikodu yapmasinlar. Sehirden uzaklasip gözden kaybolunca, bu kiymetli elbiseleri Ona giydir!
Canini esirgeme
Sonra develerinden en güzelini, sultanlara lâyik bir sekilde donatti. Meysere'ye su talimati verdi:
- Onu bu deveye büyük bir hürmet ile bindirip, yularini eline al ve kendini o hazretin hizmetkâri bil! Ondan izinsiz bir is yapma ve Onu muhafaza etmek, tehlikelerden korumak için canini esirgeme! Gittiginiz yerlerde çok eglenmeyiniz ve çabuk geliniz! Böylece Hasimogullari katinda mahcup olmayalim. Eger bu dediklerimi harfiyen yerine getirirsen, seni azat eder ve istedigin kadar da mal veririm.
Peygamber efendimiz ve Hz. Hadice'nin kervani hazirlandi. Mekkeliler yakinlariyla vedalasmak üzere, büyük kalabaliklar hâlinde toplandilar.
Peygamberimizin halasi, Allahü teâlânin Resulünü hizmetçi elbisesi ile ve devenin yularini eline almis görünce, dizlerinin bagi çözüldü. Aglayip feryat etti. Gözlerinden yaslar dökerek, ?Ey Abdülmuttalib! Ey Zemzem kuyusunu kazan büyük zat! Ey Abdullah! Kabirlerinizden kalkip, basinizi bu tarafa çevirip de, su mübaregin hâlini görün? diyerek acilarini dile getirdi.
Beni sakin unutmayin!
Ebu Talip de ayni duygular ve ayni hâller içinde idi. Resulullah efendimizin, mübarek gözlerinden inci gibi yaslar döküldü ve buyurdu ki:
- Beni sakin unutmayin! Gurbet elde gam ve keder çektigimi yâd eyleyin.
Bu sözleri isitenlerin hepsi aglasti.
Nihayet kervan yürüyüp, Mekke görünmez olunca, Meysere, aldigi emir üzerine, kiymetli elbiseleri sevgili Peygamberimize giydirdi. Çesitli kumasla örtülmüs ve pek güzel süslenmis deveye bindirdi. Yularini da kendi eline aldi.
Bu yolculukta, kervandakiler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin üzerinde, Onu gölgeleyen bir bulutun ve kus sekline giren iki melegin, Onunla birlikte, sefer bitinceye kadar hareket ettigini gördüler.
Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup, kervandan geri kalan iki devenin ayaklarini, eliyle sigamasindan sonra, develerin birden süratlenmesi gibi ince hâllerini görünce, Onu son derece sevip, saninin çok yüce olacagini anladilar.
Meysere, Resulullah efendimizde gördügü ve hakkinda duydugu her seyi zihnine naksediyor ve Ona olan hayranligi gitgide artiyordu. Meysere'nin kalbinde, Âlemlerin Efendisine karsi büyük bir muhabbet hasil olmustu. Artik Ona, zevkle ve hürmetle hizmet ediyor, en küçük bir isaretini büyük bir askla yerine getiriyordu.
Götürülen mallar satilmis, Peygamber efendimizin bereketiyle her zamankinden kat kat fazla kâr edilmisti. Kervan dönüse geçti. Merr-uz-zahran mevkiine geldikleri zaman, Meysere, sevgili Peygamberimize, Mekke'ye müjde haberi götürmesini teklif etti. Efendimiz de kabul buyurarak, kervandan ayrilip, Mekke'ye dogru devesini süratlendirdi.
Bulut gölge yapti
Nefise binti Müniyye Hatun anlatir:
?Kervanin gelme zamani yaklasmisti. Hadice Hatun, hergün hizmetçileriyle evinin üzerine çikip, kervanin yollarini beklerdi. Böyle birgün Hadice'nin yaninda idim. Ansizin, uzaktan deveye binmis bir kimse göründü. Üzerinde bir bulut ve kus sekline girmis iki melek Ona gölge yapiyor, Peygamberimizin mübarek alnindaki nur, ay gibi parliyordu.
Hadice Hatun gelenin kim oldugunu anlayip, ferahladi. Fakat bilmezlikten gelip sordu:
- Bu sicak günde gelen kim olabilir?
Hizmetçiler; "Bu gelen Muhammed-ül-Emin'e benzer" dediler ve gördüklerinden dolayi hayrete düstüler.
Az sonra Resul-i ekrem efendimiz, Hadice validemizin yanina geldi ve durumu anlatti. Verdigi müjde ile onu çok sevindirdi.
Hz. Hadice'nin kervani Mekke'ye geldikten sonra, Meysere, Hz. Hadice validemize, yolculuk esnasinda, iki bulutun Peygamber efendimizi gölgeledigini, rahip Nastura'nin söylediklerini, zayif develerin nasil süratlendigini ve buna benzer gördügü nice fevkalâde hâlleri tek tek anlatti. Peygamber efendimizi dili döndügü kadar methetti.
Kimseye söyleme!
Hz. Hadice, bunlari biliyordu, fakat bu sözler onun yakinini artirdi. Meysere'ye; ?Bu gördüklerini kimseye söyleme? diyerek tembih etti.
Hadice validemiz, bu isittiklerini haber vermek üzere, Varaka bin Nevfel'e gitti. Olanlari büyük bir hayranlikla dinleyen Varaka dedi ki:
- Ey Hadice, bu anlattiklarin dogru ise, O, bu ümmetin peygamberi olacaktir.
Bunun üzerine Hz. Hadice'nin sevgi ve itimadi daha da artti. Onun hanimi olup, hizmetiyle sereflenmeye meyletti.
Nefise binti Müniyye, bu hâli sezip, araya girdi. Bu niyetle Resul-i ekremin yüksek huzuruna geldi ve dedi ki:
- Ya Muhammed! Zat-i âlinizi evlenmeden alikoyan nedir?
Peygamberimiz buyurdu ki:
- Evlenmek için yeterli para elimde mevcut degildir.
- Ya Muhammed! Eger iffetli ve serefli, mal ve cemal sahibi bir hatunla evlenmek istersen, hizmetine hazirim.
- O hatun kimdir?
- Hadice binti Hüveylid'dir.
Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:
- Bu ise kim vesile olur?
Nefise Hatun, ?Bu isi ben yaparim? deyip, huzurlarindan ayrildi. Hz. Hadice'ye varip müjdeyi verdi.
Hz. Hadice, akrabasi Amr bin Esed ile Varaka bin Nevfel'i çagirip durumu anlatti. Ayrica Resulullah efendimize haber gönderip, belli bir saatte tesrif etmesi için davet etti. Ebu Talip ve kardesleri de hazirliklarini yaptilar ve Peygamber efendimizle birlikte gittiler.
Çesitli hediyeler verdi
Hz. Hadice validemiz, evini donatip süsledi. Bugünün sükranesi olarak hizmetçilerine çesitli hediyeler verdi. Resulullah efendimiz, Hadice validemizin evini, amcalari ile tesrif ettiler. Ebu Talip dedi ki:
- Yaradanimiza hamdolsun ki, bizi Ibrahim aleyhisselamin evladindan ve Ismail aleyhisselamin neslinden eyledi. Bizi, Beytullah'in muhafizi kildi. Insanlarin kiblesi ve âlemlerin tavaf ettigi o mübarek hâneyi, her kötülükten korudugu Harem-i serifi bize müyesser eyledi.
Kardesim Abdullah'in oglu Muhammed aleyhisselam öyle bir kimsedir ki, Kureysten her kim ile kiyaslansa üstün gelir. Gerçi mali azdir, lâkin mala itibar olunmaz. Çünkü mal gölge gibidir. Elden ele geçerek gider. Yegenimin serefi, üstünlügü hepinizin mâlumudur.
Simdi Hadice binti Huveylid'i, yegenim Muhammed için helalliga talep eder, ne kadar mehr verilmesini istersiniz? Yemin ederim ki, Muhammed'in mertebesi yüksek olsa gerektir.
Varaka bin Nevfel, Ebu Talib'in bu konusmalarini destekler mahiyette konustu. Hadice validemizin amcasi Amr bin Esed de dedi ki:
- Sahit olun ki, Hadice binti Huveylid'i, Muhammed aleyhisselama hâtunluga verdim.
Böylece nikâh akdi tamam oldu.
Hepsi size aittir
Bir rivayete göre mehr; dörtyüz miskal altin, bir rivayete göre besyüz dirhem gümüs, baska bir rivayete göre de 20 deve idi.
Ebu Talib, dügün ziyafeti için bir deve kesip, o güne kadar görülmedik bir yemek verdi. Evlilik vâki oldu. Hz. Hadice validemiz, bütün varligini Peygamber efendimize hediye etti ve dedi ki:
- Bu mallarin hepsi yüce sahsiniza aittir. Ben de sana muhtacim ve minnetin altindayim.
Hz. Hadice validemiz, evlilik hayati boyunca, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama daima hizmet edip, yardimcisi oldu. Peygamber efendimizin bu evliligi, Hadice validemizin vefatina kadar yirmibes sene sürdü. Bunun onbes senesi bisetten önce, on senesi bisetten sonra idi.
Hz. Hadice'nin Peygamber efendimizle olan bu evliliginden dört kiz ve iki erkek olmak üzere alti çocugu oldu. Kizlarinin adlari Zeynep, Rukayye, Ümm-i Gülsüm, Fâtima, ogullarinin ise, Kâsim ve Abdullah'ti. Kâsim'dan dolayi Resulullaha ?Ebül-Kâsim? denildi.
Kâsim, nübüvvetten önce Mekke'de dünyaya geldi. Onyedi aylik iken vefat etti. Hadice-tül-Kübra'dan olan son çocuk Abdullah'tir. Nübüvvetten sonra dogup memede iken vefat etti. Tayyib ve Tahir de denilir.
Abdullah vefat edince, Âs bin Vâil, "Muhammed ebter oldu, yani soyu kesildi" dedi. Kevser suresi gelerek, Âs kâfirine Allahü teâlâ cevap verdi.
Resul-i ekrem efendimiz, Hz. Hadice validemizle evlendikten sonra da ticaretle mesgul oldu. Kazançlariyla; misafirleri agirlarlar, yetimlere ve fakirlere yardim ederlerdi.
Beni örtünüz! Beni örtünüz!
Cebrail aleyhisselamin, Hira daginda, ilk vahyi getirip, Peygamber oldugunu bildirdikten sonra, oradan ayrilip hâne-i saadetlerine dogru hareket ettiler. Bu sirada, yanindan geçtigi her tasin, her agacin, ?Esselamü aleyke ya Resulallah? dedigini isitti. Evine gelip buyurdu ki:
- Beni örtünüz! Beni örtünüz!
Ürpermesi geçinceye kadar, istirahat ettiler.
Sonra gördüklerini Hz. Hadice validemize anlattilar ve buyurdular ki:
- Cebrail (aleyhisselam) gözümden gayb oldu. Lâkin onun heybet, siddet ve korkusu üzerimden gitmedi. Bana mecnun diyeceklerinden ve dil uzatip kötüleyeceklerinden korktum.
Peygamber efendimizin, ilk vahyin gelisini anlatmasindan sonra, bu hâlleri, bu günleri bekleyen ve buna hazir olan Hz. Hadice dedi ki:
- Hak teâlâ sana hayir ihsan eder ve senin için hayirdan baska bir sey dilemez. Allahü teâlânin hakki için, bu ümmetin Peygamberi olacagina inaniyorum. Zira sen, misafiri seversin.
Dogru söylersin ve eminsin. Âcizlere yardim eder, yetimleri korur, gariplere yardimda bulunursun. Iyi huylusun. Bu hasletlerin sahibinde, bahsettigin korku olmaz.
Son peygambersin
Sonra, bu durumu sormak üzere, Varaka bin Nevfel'e gittiler. Varaka, Resulullah efendimizin anlattiklarini dinledikten sonra dedi ki:
- Müjde ey Muhammed aleyhisselam! Allahü teâlâya yemin ederim ki, sen, Hz. Isa'nin haber verdigi son Peygambersin. Sana görünen melek, senden evvel Musa aleyhisselama gelen Cebrail aleyhisselamdir. Âh! Keske genç olsaydim. Seni Mekke'den çikardiklari zamana yetisseydim de, yardimina kossaydim. Çok yakin bir zamanda tebligle emrolunursun.
Hz. Hadice, Peygamber efendimiz davete basladiginda, Onun bildirdiklerine hiç tereddüt etmeden, hemen iman ederek inanan ilk hür kadin oldu. Peygamberimiz, Hz. Hadice validemize, Cebrail aleyhisselamin ögrettigi gibi abdest almasini ögretti. Sonra, Peygamber efendimiz imam oldu, birlikte iki rekat namaz kildilar.
Hz. Hadice validemiz, sevgili Peygamberimizin her sözüne, her emrine, en mükemmel sekilde, itaat etti. Böylece Allahü teâlânin katinda pek yüksek derecelere kavustu. Resulullah efendimiz üzülse, inkâr edenlerin alay etmesiyle elem çekse, Onu teselli eder, kederini giderirdi. Derdi ki:
- Ya Resulallah! Hiç üzülme, gam çekme! Sonunda dinimiz kuvvet bulup, müsrikler helak olurlar. Kavmin sana itaat eder.
Hz. Hadice validemizin bu yardimlarindan ötürü, birgün, Cebrail aleyhisselam gelip, ?Ya Resulallah! Hadice'ye, Allahü teâlânin selamini bildir? dedi. Peygamber efendimiz ?Ey Hadice! Iste Cebrail (aleyhisselam), Allahü teâlânin sana selamini bildiriyor? buyurdu.
Peygamber efendimiz bir defasinda da buyurdu ki:
- Allahü teâlâ bana cennette inciden bir ev ile Hadice'ye müjde vermemi emretti. Orada hastalik, üzüntü ve basagrisi yoktur.
Hüzün senesi
Resulullah efendimizin dert ortagi, yirmibes senelik hayat arkadasi olan mübarek Hz. Hadice validemiz de, dert ve üzüntülerle geçen üç senelik muhasaradan sonra, Hicret'ten üç sene önce, Ramazan ayinin basinda, 65 yasinda vefat etti. Resulullah efendimiz, onun ayriligindan, çok hüzünlendiler. Çünkü Hz. Hadice validemiz, en önce imana gelen ve Resulullah efendimizi tasdik eden idi. Herkes düsman iken, o, bütün kalbini açmis ve Peygamberimizin muhabbetiyle dolmus idi. Bütün malini, servetini, nesi varsa Islâmiyet ugruna harcamis, sevgili Peygamberimizin hizmetini görmek için, gecesini gündüzüne katmisti.
Ayni sene içinde Hz. Hadice validemizin ve amcasi Ebu Talib'in vefati, Peygamber efendimizi üzüntüye bogmustu. Bundan dolayi bu seneye Senet-ül-hüzn, yani hüzün senesi denildi.
Birgün Hz. Hadice, Peygamberimiz disardayken, Onu aramak için çikmisti. Cebrâil aleyhisselam insan kiyafetinde Hz. Hadice'ye göründü. Hadice validemiz, ona, Peygamber efendimizi sormak istediyse de, düsmanlardan olma ihtimalini düsünerek geri döndü. Sevgili Peygamberimizi evde görünce, hadiseyi anlatti. Fahr-i kainât efendimiz buyurdu ki:
- Senin gördügün ve beni sormak istedigin o zatin kim oldugunu biliyor musun? O, Cebrâil (aleyhisselam) idi. Selamini sana bildirmemi söyledi. Sunu da sana bildirmemi söyledi ki; cennette senin için, incilerden yapilmis bir bina hazirlanmistir. Tabiî orada böyle üzüntülü, sikintili, zahmetli ve külfetli seyler bulunmayacaktir.
Ev islerini tanzim eden hatun
Hz. Hadice, Peygamber efendimize, evladina, müslümanlara ve insanlara çok sefkatliydi. Ev islerini iyi bilip, mükemmel is görürdü. Peygamberimiz bu hususta, onun için, (Hem çocuk annesi, hem de ev isi tanzim eden hatun) buyurdu.
Peygamberimize karsi çok hürmetkâr idi. Ne buyurulursa, itiraz etmeden kabul ederdi. Bu her zaman böyle oldu. Resulullah efendimiz de onu her zaman methederdi. Hatta birgün yine onu methederken, Hz. Aise dayanamayip dedi ki:
- Cenab-i Hak size daha iyisini verdi.
Resululah efendimiz buyurdu ki:
- Herkes bana yalanci dedigi günlerde, o bana inandi. Herkes bana eziyet verirken, o bana yâr oldu. Üzüntülerimi giderdi.
Peygamberimiz buyurdu ki:
- Su dört hanimin faziletleri, bütün dünya hanimlarinin faziletlerinden üstündür. Meryem binti Imran, Firavun'un i-man etmis hanimi Asiye, Hadice binti Hüveylid ve Fâtima binti Muhammed.
Hz. Aise buyurdu ki: Resulullahin zevceleri arasinda, Hz. Hadice'ye gayret ettigim gibi, baskasina gayret etmedim. Hâlbuki, onu görmemistim. Çünkü, vefat etmis oldugu hâlde, ondan çok bahsederdi. Ne vakit bir koyun kesip dagitsa, mutlaka bir parçasini da Hadice'nin akrabasina yollardi. Bunu görünce, bir defasinda, ?Allahü teâlâ, sana, sanki, Hadice'den baska kadin vermedi mi, hep onun iyiliklerinden bahsediyorsun? dedim. Yine Hadice'nin birçok faziletini saydi. Ondan çocuklarinin oldugunu da söyledi.
Ahde vefa
Peygamber efendimiz, ihtiyar bir kadina ikramda bulundu. Sebebini soranlara buyurdu ki:
- Bu kadin, Hadice hayatta iken bize gelir giderdi. Ahde vefa, dindendir.
Peygamber efendimiz, Hz. Hadice ile ilgili olarak buyurdu ki:
- Bana Hadice'yi cennette inciden bir sarayla müjdelemem emredildi. Orada ne gürültü, patirti vardir, ne de yorgunluk ve mesakkat.
Hz. Hadice'nin babasinin adi Hüveylid, annesininki Fâtima'dir. Nesebi Peygamber efendimiz ile baba tarafindan Kusay, anne tarafindan Lüey sülâlesiyle birlesmektedir. Cahiliye devrinde lâkabi Tâhire idi. Dogum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak milâdi 555 olabilecegi bildirilmektedir.